‘’Kadının kalçalısı yemeğin salçalısı’’ Atam ya bu nasıl bir kabulleniştir, o zamanların ilkel şartlarıyla şimdi ki aynı mı? Belli ki çok eski çağlarda kabullenmekten başka üzerine alternetifler sunulmamış, onlarda bu kabullenişi asırlardır bir cümleye taşıyıp genetiğimizi oluşturmuşlar ve halen bizler bu geleniği yaşatıyoruz; Amaaaannnn, kadının kalçalısı yemeğin salçalısı, yiyin gayri!

Vallahi yemiyorum, benim kalçalarım genetik, küçülmüyor. Spor yapıyorum, bisiklet çeviriyorum, her gün yürümeye çalışıyorum; olmuyor olmuyor.

Hmm, o halde önce bu duruma psikolojik yaklaşalım, olmuyor olmuyor’un sende ki geri dönüşümü sahiden olmayabilir, şimdilik ‘’olabilir’’ olarak kelimelerde bir değişiklik yapıp sistemi uyandıralım, ne dersin?

– Mantıklı gibi

– Olabilir mi peki?

– Olabilir.

– Şimdi napacağız?

Acele etme bir dur, önce olabiliri kabul etmeye çalışalım, birlikte tekrarlayalım: OLABİLİR.

– İnanmak üzereyim,

– İstersen inanırsın.

– Şimdi napacağız?

Gülümse, kalçalarına de ki; sizi seviyorum ama siz küçük olunca sizi daha çok seviyorum, yüzüne ikinci bir gülümsemeye izin ver.

– İyi hissediyorum.

– Güzel.

Mabad-ı şahane olsun diye

Şimdi spor salonlarında basenlerini eğlenceli hale getir, öncelikle sevdiğin müzik albümlerini kulağına taşıyabilirsin, bu seni uğultunun içerisinden alacaktır. Dapdar tayt ‘’küçüldüm’’ diyene kadar giyme, giyersende üzerini görmeyeceğin bir şeyle sakla. Ne kendi moralini boz, ne de dışarıdan bakan gözler seni rahatsız etmesin, sen müziğini dinle, özgürlüğünün tadını çıkar. Gerçi havalar da ısınıyor, hafta sonları bisikletinle sahil boyu yapabilirsin, bisikletin yoksa da kiralayabilirsin, yürüyüş alanları gibi o da artık her yerde mevcut.

Sevdim seni.

Ama benim bunları yapmaya zamanım yok ki, gündüzleri işteyim, akşamları ya iş yemekleri, toplantılar, bir de evde çocuklarımın yemeği, ödevleri, eşimle de ilgilenmem gerekiyor, gerekiyor geriyor. Of çok zor, kalçalarımı kabullenmek dışında elimden hiçbir şey gelmiyor…

Basen Yağlarım az

Öyle deme, bu bedelin karşılığını yeryüzünde hiçbir yerde alamazsın, eşinle çocuklarının sevgisi yeterince seni doyuyuyor olmalı, sen de belli ki çok akıllı bir kadınsın; evde her şey besinleyici yemekler üzerine hazırlanmış, dışarıda ki yiyeceklerini de yine sen seçiyorsun, oldukça şanslısın. Şimdi ihtiyacın olan destek bir kuvvet, iyi bir heykeltıraş, aynı zamanda senin gibi başarılı birini seçmelisin, sen hekimini seçerken, ben de senin için olabileceğinin en iyi formunu oluşturabilecek cihazları ve yöntemleri anlatayım.

Basen yağlarım az, ama genede rahatsız oluyorum. Napabiliriz?

Radyo frekans cihazı, duymuş olmalısın heryerde var, zibil zibil hemde. Her birinin bir diğerinden farkı şu, bilgisayar yazılımı gibi düşün, güncellemeleriyle radyo frekansın (RF) wattını yükseltiyorlar, enerji yükselince işlemin efektifi de bir o kadar artıyor. RF bir yağ kırma cihazı değil, ısıyla yağın çeperini daraltıp büzüştürüyor, bunu bilmende fayda var. Bu uygulama geçip giden zamana benziyor, ihtiyacına göre 4 – 6 – 8 seans edinebilirsin. Bu işleme haftada bir geleceksin, uzan yatağa yattığın yerden maillerini cevapla, telefonlarını yanıtla, hele bir de sıcaktan mayıştıysan; masajdaymışsın gibi hissedeceksin. Ayrıca, basenlerinin sıkılaşacağını da belirteyim, gerçi hekimin söyleyecektir.

Basenim iki yumru top gibi, tuttuğumda ele geliyor. Cerrahi istemiyorum, olabilir mi?

Olur. Odaklı ultrason dalgası diye süper bir insan icadı çıktı, kameralı bir sistem, ekrandan yağ hücrelerine olan çalışmalarını yattığın yerden izleyebiliyorsun. Atery oyununa benziyor; Dııııttt zııııtttt dediği an bir yağ hücrene atışını göndermiş oluyor, o titreşimin etkisiyle yanındaki yağ hücresi de beraberinde etkileniyor. Nasıl bir titreşimse resmen içerde deprem etkisi yaratıyor, yağ hücrelerini kırıp yok ediyor. Bir de 3 seanslık bir şey, 15 günde bir olması oldukça güzel. O halde 15 günün bekleyişinin aralarına dans sıkıştıralım, mutluyuz, çünkü küçülüyoruz . Haydi, çocuklarınla birlikte adım at, müzikten rahatsız olacağını düşündüğün komşularına da arada bir tatlı gönder, ekşiyse suratı hamur işi de olabilir, asla hayır demeyecektir. Cerrahi yöntemde de onları konuşuruz, önce biz bi bize alışalım.

Bu arada, hangimiz yapmadık ki?

Gene geleceğim,